Araba Lastiği Üzerindeki Bilgiler
Lastiklere bakarsanız üzerinde çeşitli rakamlar, harfler yazdığını görürsünüz. Bunların hepsinin bir anlamı var ve bu bazen lazım olabiliyor. Bilinmesinde fayda var… Şu sitede çok güzel açıklamışlar.
Lastiklere bakarsanız üzerinde çeşitli rakamlar, harfler yazdığını görürsünüz. Bunların hepsinin bir anlamı var ve bu bazen lazım olabiliyor. Bilinmesinde fayda var… Şu sitede çok güzel açıklamışlar.
Taksim’in ve hatta İstanbul’un simgesi haline gelmiş olan Atatürk Kültür Merkezi restorasyon için kapatılmıştı. Fakat kapalı kaldığı süre boyunca neredeyse çürümeye bırakılmış havasında… Nasıl bir zihniyet buna izin verir anlamakta zorluk çekiyorum. Her geçen gün sanatsal faaliyetlere verilen önemde de bir azalma hissediyorum. Dayanıklı bir toplum oluşturmanın altın kurallarından olan “sanat” son zamanlarda unutulmuş görünüyor. Varın bunun nereye doğru gideceğini de siz tahmin edin. Yazık…
Gelen bir e-postaya göre greyfurt ilaçların karaciğerde parçalanıp atılmasını engelliyor imiş. İlaçlar vücutta birikiyormuş. En basitinden baş dönmesi ve en kötüsünden ölümlere bile varabilirmiş. Bu bilginin doğruluğundan %100 emin değilim. Eğer net bir kaynağı olan varsa yorumlara eklesin. Kulaklara küpe olmasında fayda var.
yeni yılda; daha az kavga, daha az hastalık, daha çok mutluluk, ve daha çok sağlık dilerim… İyi yıllar
geçenlerde izledim bu filmi. Aslında tam “geyik” modunda gittik filme. Komedidir güleriz felan diye… Süper olmasa da güldük de aslında ama bence filmin komedi unsurlarından çok dramatik yanları daha etkileyici ve düşündürücüydü bana kalırsa… Cumhuriyet’in kurulmadığı bir “Türkiye” gerçekten çok talihsiz olurdu diye hissediyorsunuz. Ayrıca kukla haline gelmiş bir padişah 7.Murat… Filmi izledikten sonra amerika’dan daha bir tiksinir hale geliyor ve Atatürk’e bir kez daha “ruhun şad olsun” demeden edemiyorsunuz. ...
Her seferinde heveslenip oturuyorum bir amerikan yapımı filmin karşısına… Bu sefer güzel bir film olacak diyorum ama olmuyor. “Kartal Göz” filmi de böyle bir film. Bol aksiyon, Amerikan bayrakları vs. vs. Bir eleştirel yön vardı aslında: Amerikan başkanı bir şiphe uğruna 10larca masum insanı öldürecek emir veriyor. Anlaşılan ya yazar ya senarist Bush’tan yana değil :) Hesapta kontrolü ele geçirmiş bir bilgisayar bir “Giyotin Operasyonu” hazırlıyor ve uyguluyor felan filan… ...
Zülfü Livaneli’yi her zaman çok takdir ederim ve beğenirim. Yeni kitaplarını zaten kaçırmıyorum ve hatta eski yayınlarını da zamanla okuyacağım. Gelelim “Son Ada"ya… Okunması çok keyifli, nispeten ince bir kitap. Yazım dili, tasvirler ve olaylar o kadar başarılı ki ben kendimi hemen adanın içinde buluverdim. Bu kitap “alegori” denilen bir edebi sanat ile yazılmış. “Alegori” nin tarifini yapmak çok da kolay değil ama anladığım kadarıyla “fiziksel olarak varolmayan duygu düşünce gibi kavramları duyuların algılayacağı biçimlere büründürerek anlatma” denebilir. ...
Reklamlara bayılıyorum. Özellikle de tasarlanırken nelere dikkat ettiklerini düşündükçe daha da hoşuma gidiyor. Son olarak “Recep’in Tavuğu” karardı… Diyeceksiniz ki “eee ne olmuş?…” Olan şu; farkındaysanız bu reklamı yayınladıktan 1 hafta sonra reklam panolarına asılan aynı kampanyanın reklamlarında siyaha boyanmış bir tavuk görmeye başladık. İşte bu mevzu bilinç altında farkına bile varmadan konuyu iki defa irdelememizi ve sempati duymamızı sağladı. Sonradan bir bakmışsınız kampanyaya katılmışsınız :) ...
Film festivalleri de olmasa güzel film izlemek neredeyse imkansız hale gelecek. Her sene düzenlenen “Film Ekimi” bu sene 10-16Ekim tarihleri arasında Emek Sineması’nda gerçekleşecek. Etkinliğin resmi sitesi “http://www.iksv.org/filmekimi_2008". Bilet satışları 25 Eylül’de başlıyor. Biletix veya sinema gişesinden alınabilir. Özellikle “gala” olarak gösterilecek filmlerden 1-2tanesini seçip izlemekte fayda var bence.
Vodafon’un çok sevdiğim bir reklamı. Sanırım Avea’nın “Yanlış Numara” reklamına karşı atak olarak çıkan bir reklam bu. Reklamı her gördüğümde gülüyorum ve arkadaşlar arasında süper bir geyik oldu… Özellikle cuma akşamı çıkarken herkes birbirine “güllüüüüüüüüü hafta sonu konuşuruz” diyerekten takılıyor :) Reklam filminin senaryosunu süper bir filmin sonu veya başı gibi alıgılıyorum ben :) Yani ya başına ya da devamına harika bir film oturtabiliriz. Mesela Matriks’in başı yok mudur… Neo evde uyurken kapı çalar ve Neo’dan birşeyler isterler. İşte aynı manzara ama beyaz tavşan dövmeli hatun yerine kıllı bir amca duruyor felan:) ...
Yerden 100 metre derinde 27km uzunluğunda bir tünel yapmışlar. Dünyanın oluşum sürecinde yaşanan “büyük patlama” yı yapay olarak elde etmeye çalışacaklar. Milyonlarca fotoğraf seçip bunları analiz edecekler. Fizikçi stephen Hawkings bu deneyden önemli bir bulgu çıkarsa 100$ veririm diyerek şaka yollu bahse girerim demiş. Deney sırasında bir kara delik oluşup dünyayı yutar mı gibilerinden endişeler de var yer yer. Şu linkte çok güzel detaylar bulabilirsiniz. Gelelim benim yorumuma… Biz memlekette ekonomiyi dengede tutmaya çalışıyoruz. Daha doğrusu dış güçler de diyebiliriz. Açlık, fakirlik vs. çok yaygınken adamlar nasıl bir feraha ermiş de nelere ne paralar harcıyorlar? Aslında bu konuyu küçümseyemem yanlış anlaşılmasın. Mevzu önemli ama düşünün biz ne zaman bu tür konularla ilgilenicez (Tübitak’ta mutlaka güzel çalışmalar yapılıyordur onu da silip atmayalım :)) ...
Bugünlerde çok duyuorum: “soda mı içmeli, maden suyu mu?”… İkisi farklıymış. Maden suyu doğal olarak çıkarılıp şişeleniyormuş ama soda yapay olarak üretilip şişeleniyormuş. Lezzet açısından ikisinin de kendine göre güzel bence… Ben şöyle duydum; maden suyu seçerken içindeki değerlere bir göz atmak lazımmış. Yüksek magnezyum ve kalsiyum içerikli olanlar tercih edilmeliymiş. Sağlıklı bir insan günde bir ader içebilirken tansiyon hastası olanlar çok fazla tüketmemeliymiş… Son olarak maden suyu veya soda yemek sindirimine de faydalı değilmiş diye duydum ama nerden duydum hatırlamıyorum :) ...
XXXX: Bir büyük marketin adıdır. Sahilde bir tur attıktan sonra XXXX‘e girdim alışveriş yapmaya… Neyse onu al bunu al sepet dolana kadar. Düzenli gitmem XXXX‘e ama yanındayken yapayım dedim alışverişimi. Çıktıktan sonra fişi kontrol ettim. Baktım ki düzenli aldığım bir çok ürün 2şer-3er YTL daha pahalı ve toplamda ~10-20YTL arasında fark ediyor. XXXX‘in biraz pahalı olduğunu biliyorum zaten ama bu durumuda bir irdeleme ihtiyacı hissettim: Piyasa serbest piyasa. Elbette tedarikçiden aldığınız malları istediğiniz fiyata son kullanıcıya verebilirsiniz. XXXX pahalı ama ben neden gidiyorum o zaman… Pahalı olmasının yanında kaliteli ürünler satıyor onu da vurgulamalıyım. Çünkü öyle. Raflarda yok yok ve gittiğinizde istediğiniz ürünü bulma garantiniz çok yüksek ve bu da bir nevi “müşteri memnuniyeti” demektir. Bunu kabul ediyorum ama kaliteli bir peynire daha fazla para verirken bunun yanında örneğin “ultra prima” gibi heryerde aynı olan ürüne de 5YTL fazla vermek biraz dikkat çekici! ...
Yaz gelince nedense bilgisayarlarla aram açılıyor ve uzaklaşıyorum. Bundan ilk etkilenen de günlüğüm oluyor. Açıkçası yaz ayları kışa göre daha durağan geçiyor. Olaylar ve fikirler magazinsel hale bürünüyor. Herneyse artık sonbahardayız ve ben de günlüğümü güncellemeye devam edeceğim. Okuyan herkese teşekkürler…
Bildiğiniz gibi geçen aylarda Pegasus şirketi “Sıfır liraya uçun” gibi bir kampanya başlattı. Binlerce uçak biletini bedava dağıtmayı planlıyordu. Pegasus oldukça başarılı bir havayolu şirketi orası kesin benim için. Ama yaptığı reklam kampanyasının içine bazı vergiler ve uçarken ödemek zorunda olduğunuz bazı ücretler dahil olmadığı için “Reklam Kurulu” bu reklamın tüketiciyi yanıttığı gerekçesiyle durdurulması kararı çıkartmış. Bunun üzerine en yakın rakiplerden olan AtlasJet‘in yaratıcı ekibi bu durumdan yararlanacak bir reklam hazırlamışlar ve ben de ilk gördüğümde otobüsteydim ve gülmeye başladım. Bana bakanlara da reklamı gösterdim. Bazıları anladı bazı trene bakar gibi baktılar :) ...