Portobello Cadısı / Paulo Coelho

Paulo Coelho’nun bu son kitabını rastgele seçerek okudum. Kitabın adını ilk duyduğumda kafamda bir hikaye kurmuştum. İnsanlar tarafından bilinen bir cadı, birilerinin geleceği hakkında yorumlar yapar. Sonra onları yönlendirir ve bunun üzerine bir takım olaylar gelişir… Aslında kısmen tutturmuş olmama rağmen kitabın bütününü düşünecek olursak karşıma çok özgün bir hikaye çıktı. Ayrıca yazarın anlatım şekli de oldukça ilginç. Ardarda dizilen olaylar dizisi yerine olayı oluşturan kişilerle yapılan konuşmaların sunumu tercih edilmiş. Kitabın okuması oldukça kolay ve akıcı. Yazarın öykülerindeki başarısını anlatmaya gerek yok. Yıllar önce Simyacı’yı okuduğumda da şu anki aynı keyfi aldım. ...

1 Mayıs 2008 · 1 dk · Burçin Yazıcı

Yaşayan Üretir!

Geçenlerde bir hafta sonu büyük bir alışveriş merkezine gezmeye gittim. Bir yandan hayran hayran sağa sola bakarken bir yandan da “nasıl da yapmışlar”, “vay be tasarım harika!” gibilerinden laflar çıkıyor ağzımdan. Sonra şu kanıya vardım: Adamlar üretiyorlar, pazarlıyorlar. Peki nasıl oluyor da hayatı kolaylaştıran, verimliliği ve mutluluğu artıran çözümleri görebiliyorlar? Derler ki; “en iyi keşifler ihtiyaçtan doğarmış”. Birileri işini daha hızlı yapmak için bir fikir üretiyor ve sonra bunu yaygınlaştırarak bizler tarafından anılıyorlar. Sözün kısası bu tür ihtiyaçları yakalamak için hayatın tadını çıkarıyor olmak gerekiyor bence. Dört duvar arasında oturup duruken doğabilecek hangi ihtiyaç bize bir çözüm ürettirebilir ki? Bu yüzden dışa açılmak, gezmek, dolaşmak, sosyal olmak vb. aktiviteler yaratıcılığı ve üretkenliği tetikler… ...

9 Nisan 2008 · 1 dk · Burçin Yazıcı

2008 Erovizyon Adayımız: Mor ve Ötesi - Deli

Bu sene Erovizyon Yugoslavya’nın başkenti Belgrad’da yapılıyor. Eski özelliğini yitirmesine karşın yine de her sene yarışmayı izliyorum. Doğrusu politik meseleleri bir kenara koyup ülkelerin kültürlerine ilişkin tatlar yakalamak hala mümkün. Bu sene Türkiye’yi Mor ve Ötesi “Deli” adlı şarkısıyla temsil edecek. Ben video klibi çok beğendim. Gerçekten üzerinde çalışılmış ve düşünülmüş. Şarkı tam bir Mor ve Ötesi tarzında… Genel olarak bakacak olursak ben iyi bir derece getirebilir diyorum. Grup sahne performansı için de iyi bir hazırlık içindedir diye tahmin ediyorum. Haydi aslanlar bir de bizden bir rock müziği dinletin avrupaya :) ...

9 Nisan 2008 · 1 dk · Burçin Yazıcı

Kış, 3 resim ve 3 yorum

Bu sene özlemini duyduğumuz bir kışı yaşama fırsatını 17 Şubat tarihi sıralarında yaşayabildik. Ben de o gün çektiğim 3 resme 3 adet yorum ekleyip paylaşmak istiyorum: Etrafımızdaki beyaz renk yoğunlaşıyorsa artık yaşlanıyoruz demektir. Önemli olan bu beyazların içinde yanlız kalmamak... Karın beyazına, beyazın saflığına mı sevineyim yoksa salıncakların hiçbir zaman birleşemeyecek olmasına mı üzüleyim... Yaprakta donup kalmış olan bu damla bazen önemli kararlarımızda bize yol gösterebilir...

19 Şubat 2008 · 1 dk · Burçin Yazıcı

Hayattan Zaman Çalmak

“zaman çalmak”… aslında tezat içeren bir kavram bu. “Zaman” alınıp satılamaz o halde çalmak da pek mümkün olmamalı. Aslında benim bahsetmek istediğim şey akıp giden zamanı biraz anlamlandırabilmek. İşten eve geldiniz diyelim. Sırt üstü uzanıp gözlerinizi kapattınız ve 1 saat kestirdiniz. Bunun yanında eve gelip gazeteye göz atıp bazı arkadaşlarınızı arayıp da aynı 1 saati doldurabilirsiniz. Peki aradaki fark ne? Birisi diğerine göre hayatımıza daha farklı bir etki yapacaktır. Hemen burada bir ikilem daha çıkıyor önümüze; eğer 1 saat uyumanız sizin hayatınıza 1 sene katacak ise o an uyumuyor olmak zamanı kötüye kullanmak olacaktır. ...

19 Şubat 2008 · 2 dk · Burçin Yazıcı

Sen düşün ben bir hamle yapacağım!

Bazen hayatımızda planlar yapmak zorunda kalırız. Örneğin işimizde yeni ürünler tasarlarız veya özel yaşantımızdaki bazı sorunları çözmek için bazı yollar planlarız… İşte bu noktada yöntmeler ikiye ayrılır. Bazı insanlar oturup başlarlar plan yapmaya… Saatler geçer hatta günler geçer hala plan yaparlar. Bunun yanında diğer bir grup insan da kısa bir düşüncenin ardından hemen harekete geçerler. Duruma göre düzeltmeler yaparak devam ederler. İşte biz bu noktada kendimize bir denge kurmalıyız diye düşünüyorum. ...

7 Şubat 2008 · 1 dk · Burçin Yazıcı

Kriton Curi Çamlık Parkı

Büyük ve gelişmiş memleketlerde parkların önemi çok büyüktür. Yaşadığınız şehirde bir mola vermek isterseniz ve üstelik temiz hava da istiyorsanız en iyi çözümdür parklar. Arkadaşlarımdan çok duydum “İstanbul’da da park mı var”… diye serzenişte bulunurlar hep. Fakat durum o kadar da kötü olmamakla birlikte kafamı kaldırğımda bir sürü park buldum. Size çok sevdiğim bir parktan bahsetmek istiyorum. Acıbadem Onkoloji hastanesinin hemen yanında bulunan bu park son yıllarda daha da güzelleşti. Yaklaşık 2-3 senedir bildiğim bir parktır burası. Hastanenin sponsorluğunda çok güzel hale getirmişler. İçinde bir çay bahçesi var. Yürüyüş yapmak için oldukça uzun bir parkuru mevcut. Üstelik isterseniz tartan pistte koşabilir isterseniz çocuğunuzu arabasıyla iç parkurdan gezdirebilirsiniz. Ayrıca içinde çok güzel irili ufaklı süs havuzları da var. Havuzlardan yükselen suyu dinlemek bile insanı dinlendiriyor. İstanbul’da temiz hava kavramı pek kalmadı ama yine de bir nefes almak mümkün diye düşünüyorum. ...

17 Ocak 2008 · 1 dk · Burçin Yazıcı

Enbe Orkestrası

Korsana hayır kampanyaları ışığında gittim yeni bir albüm daha aldım. Bu sefer albümün adı “Enbe Orkestrası”… Doğrusu aldığımda içindeki bazı isimler hariç hiçbir bilgim yoktu. Artık altıncıncı his midir nedir albüm harika çıktı! Genellikle sanatçıların biraraya gelip yaptıkları işlerin başarılı olduğunu gözlemledim ve bu albüm de öyle olmuş. Orkestrada değerli sanatçılar var. CD kapağından okuduğumda bir sürü isim var. ben onları tek tek yazmayacağım ama size bu grubun sitesini vereceğim, ilgili tüm detayları buradan bulabilirsiniz: http://www.enbemuzik.com.tr/ ...

15 Ocak 2008 · 1 dk · Burçin Yazıcı

Ayrılış - Orhan Veli Kanık

Orhan Veli‘nin bu şiirini Ezgi’nin Günlüğü ile tanıdım. Herhangi bir ayrılık yaşamasam da bu şiiri okudukça ayrılık yaşayıp ardından efkarlanmak geliyor içimden… Allah kimseyi sevdiğinden(!) ayırmasın… bakakalırım giden geminin ardından, atamam kendimi denize, dünya güzel. serde erkeklik var, ağlayamam.. -Orhan Veli Kanık

10 Ocak 2008 · 1 dk · Burçin Yazıcı

2007 Yılının Son Cumartesi Akşamı

Bir çırpıda yine sonuna geldiğimiz yılın adı bu sefer "2007"... 2007'yi uğurluyoruz ve 2008'e merhaba diyoruz. "Çekilin gümbür gümbür geliyorum" diyen 2008 acaba nelerle gelecek? Geçen sene bağdat caddesindeydim ve her sene yapılan klasik müzik konserini dinleme ümidiyle gittim ama maalesef bu organizasyon nedense iptal edilmiş(!) Sonra caddedeki kutlamara dönüp "2007"yi karşılamıştık. Sevinçler yaşadık, üzüntülerimiz oldu, kayıplarımız oldu, yeni beklentilerimiz doğdu, biraz yaşlandık, nüfusumuz arttı (çekirdek aile anlamında:)), savaşlar yaşandı, insanlar öldü, susuzluk çektik, karnımız doydu, enflasyon dizginlendi, dış borç arttı gitti, özelleştirme diz boyu... Tabi bunlar magazin boyutu benim için. Yılsonu ile ilgili bir günce yazılacak olsa bir çok kişi bunları yazar. Benim değinmek istediğim konu farklı... "son cumartesi"... Bana bir günün son olduğunu hissettiren olgunun yılsonu olması beni ilgilendiren. Bana bunu hissettiriyorsa sizlere kimbilir neleri hatırlatıyordur. Yılbaşı diğer özel günler ve tatil günlerinden daha kuvvetli bir etkiye sahip. Çünkü o günlerin öncesi ve sonrasını anarken "-dan önce, -dan sonra" demeyiz genelde... Ama farklı yıllar arasında: "geçen seneydi o", "seneye söz" gibi ayırımlar bizi daha derinden etkiler farkında olmadan. Olaylar hep yıllar üzerinden anılır. ...

29 Aralık 2007 · 2 dk · Burçin Yazıcı

"Al Gore", "Uygunsuz Gerçek" ve "2007 Nobel Barış Ödülü"

Al Gore, küresel ısınmaya karşı yürüttüğü bilgilendirme seminerlerinden esinlenerek “Uygunsuz Gerçek (An Inconvenient Truth)” adındaki filmiyle 2006 yılına damgasını vurmuştu. Filmi çok etkileyici bulduğumu söylemem gerek. Özel hayatındaki bazı olaylardan etkilenerek dünyada çok fazla vaktimizin olmadığını ve giderek doğal dengesini bozduğumuz yerkürenin çok da uzak olmayan bir gelecekte bizden nasıl öcünü alacağının farkına varıp tüm yaşantısını nasıl değiştirdiğinden bahsediyor filminde. Bilimsel verilerle desteklenen bu belgesele hak vermemek ve kayıtsız kalmak çok zor. Çok zor diyoruz ama bazı gerçek yüzüstünde olmasına rağmen bazı yaklaşımları değiştirmek ve durdurmak mümkün olmuyor. ...

12 Aralık 2007 · 1 dk · Burçin Yazıcı

Dünyalı - The Man from Earth

Dünyalı - The Man from Earth Dünyalı, 2007 amerikan yapımı olup da "aksiyon" içermeyen güzel bir filmden. Oyuncuları genellikle amerikan dizilerinde gördüğümüz karakterler. Baş rol oyuncusu John Oldman - David Lee Smith'ı da CSI Miami' den tanıyoruz. Oldukça tesadüf eseri gecenin bir vaktinde izledim filmi ve yazmaya değer buldum. Şu anki IMDB notu 8.5/10 (24.11.2015 itibariyle 8.0). Yani oldukça başarılı. Aşağıda ispiyon(spoiler) olabilir... Baştan sona aksiyon içeren filmler biraz alışkanlık yaptığından çok izleniyor. Ben de bu tür filmleri belli bir dozun üzerinde izlemek istemiyorum. Özellikle Amerika yapımı filmler böyle biliyorsunuz. Yedikleri yemek porsiyonları gibi filmleri de şişiriyorlar. Özüne indiğinizde 3-5 şatafattan başka bir şey kalmıyor geriye. Fakat “the man from earth” biraz değişik. Filmi önereceğimden dolayı izleme keyfini kaçıracak detaylara yer vermeyeceğim. ...

10 Aralık 2007 · 2 dk · Burçin Yazıcı

Heroes 2nci sezon başlarken...

İlk duyduğumuzda ilginç bir senaryosu olduğu zaten belliydi “Heroes” dizisinin. Zamanla izledikçe de gerçekten değişik bir dizi olduğunu kanıtladı. Son zamanlarda TV sektöründen kazanılan para; güçlü her TV kuruluşunu reyting getirecek yapımlara sevkediyor. Öte yandan o kadar çok dizi, sinema, uydu kanalları var ki bunların arasından sıyrılarak akıllarda yer etmek gerçekten zor. Bu sayede çok güzel detaylı düşünülmüş ve üzerinde uğraşılmış yapımlar görmeye başladık. Başladık ama nedense bir “kahraman”, “doğa üstü” olgusudur gidiyor… “Smallville”, “4400”, “lost” gibi diziler buna güzel örnek. Bunlara ek olarak gelen “Heroes” da aynı şekilde… ...

23 Kasım 2007 · 1 dk · Burçin Yazıcı

Birgün zamanı bükerken

 (tut ki;) Birgün evden çıktım işe gidiyorum. Bugün tuhaf birgün zira sağımdan solumdan ışık hüzmeleri geçiyor. Bir an panikliyorum ama sonradan hatırlıyorum ki bilim adamları zamanı bükmeyi başarmışlar. Vay be ne buluş ama! Yıllardır üzerinde çalışmalar yapılırken sonunda gerçek oldu. Bundan 20-30 sene önce Hiro Nakamura(bir zamanlar sevilen dizi Heroes’un başkahramanı)‘ya gülüyorduk şimdi zamanı büküyoruz. Acaba bize kimler gülüyordur? ...

14 Kasım 2007 · 1 dk · Burçin Yazıcı

10 Kasım 2007 - Atam (vaziyete rağmen) rahat uyu!

Atam, 10 Kasım geldi yine. Türkiye’yi bize bıraktığın o saatte yine ayaktaydım yine gözümde yaşlar vardı. Sen modern hayatı bize layık görmüştün ve bunun için hayatını feda ettin. Yıl 2007 oldu ama uzun süredir ülkeminiz çıkarlarını düşünen birisi gelmedi buralara… Sen üzerine düşen görevi fazlasıyla yaptın peki ya biz? Biz üzerimize düşen görevi yapamıyoruz Atam! Biz ülkemizin prestijini sıfıra indirdik. Anlatacak o kadar şey var ki… Damarlarımdaki asil kan çekiliyor… ...

10 Kasım 2007 · 1 dk · Burçin Yazıcı