Uzun süredir oturup da bir film izlememişken tesadüfen izleme fırsatı bulduğum “Gölgesizler” filmi bende ilginç bir iz bıraktı. Filmi izlerken gerçek hayat ile bir kurgu arasında kaldım. Filmin ortalarına doğru da biraz uflama ve puflama ile sıkılganlık belirtileri başgösterdi bende ama nedense filmi sonuna kadar izlemek için bir gayretle devam ettim. En son kareyle birlikte de şöyle durup durup sonra aniden yutkunursunuz ya işte öyle bir hareketle “vay anasını” gibilerinden bir söylemle filmi bitirdim. Uzun süredir bir filmde böylesine bir hikaye ve şaşırtan bir son görmemiştim. Üstelik basettiğim bu film milyonlarca TLlik pahalı bir yapım olmayıp başarısını konusundan ve kurgusundan alan bir Türk Filmi!
Sonradan okuduğum bazı yorumlardan da etkilenerek hikayenin uyarlandığı aynı adlı kitabı aldım ve okudum. Hasan Ali Toptaş‘ın yazdığı Gölgesizler romanı 1994 Yunus Nadi Roman Ödülü‘ne de layık görülmüş. Kitabı aldığımda yazarın adını ilk defa duymuştum. Yazar, hikayeleri anlatış tarzı ve inanılmaz hayal gücünü de biraraya getirerek çok güzel ve keyifli bir roman sunmuş okurlara. Roman birbiri ardı sıra bir aksiyon gibi akıp gitmekten çok düşündürerek ve hayal kurdurarak devam ediyor. Yani çok fazla kafa yormadan okunacak bir kitap değil. Fakat hikaye ve anlatım sürükleyici olduğundan kitabı okumak o kadar da zor değil. Sadece bu tür kitaplardan hoşlanmak gerekiyor. Ben okudum kesinlikle tavsiye ederim.