Maria’nın Bahçesi (mekan)

Acıktık… Güzel bir yere gidip yemek yemeğe karar verdik. İstanbul’da seçenek çok. Bugünkü  seçimimiz “Maria’nın Bahçesi” oldu. Güzel bir akşam yemeği yemek için yer ayırttık ve gittik. Küçükyalı sahilde çok hoş bir restoran. Bostancı’dan sonra 3ncü ışıklardan U dönüşü yaparak ulaşabiliyorsunuz. Bahçesi ve kapalı bir alanı var. Biz akşamüstü gitmiştik dış ortamı çok göremedim. Bunun yanında içerisinin dekorasyonu oldukça şıktı. Devamını Oku…

Çanakkale Şehitliği’nde 3 Boyutlu Gezinti

Çanakkale şehitliği’ni 3 boyutlu gezmek isterseniz; http://www.360tr.net/17_canakkale/gelibolu/ sitesinde çok detaylı bir uygulama mevcut. Gitmeden önce bakmak güzel olabilir veya okuduğunuz kitaplarda adı geçen mezarlıkları felan görmek keyifli olabilir. Ayrıca 360tr.net sitesinde çok güzel 3 boyutlu gezinti yapılacak başka yerler de mevcut.

Cenk ve Erdem Artık Power FM’de

Akşam iş dönüşü radyo programlarını dinlemek bir çok insan için vazgeçilmez bir alışkanlık. Ben de ciddi bağımlılardanım. Ayrıca Cenk ve Erdem‘i de çok beğenirim. Kendi sohbet ekollerini oluşturmuş çok başarılı bir ekiptirler. Bildiğim kadarıyla 10 seneyi geçen bir birliktelikleri var ve şu an da tam gaz devam ediyorlar. Bazıları pek hoşlanmıyor bu ikiliden ama ben hoşlanırım. Türkçe laf hileleri kullanarak Devamını Oku…

Bilgelik Hikayeleri (kitap)

Cevdet Kılıç‘ın çalışmaları sonucunda toparladığı bilge masallarını yayınladığı kitabı “Bigelik Hikayeleri” bence 10 numara. Kısa kısa hikayelerden oluştuğu için çok rahat okunuyor. Fakat çok hızlı okumanızı tavsiye etmem. Sindire sindire okumak iyidir. Çok derin felsefe konularıyla köşeye sıkışmadan bir kısmını da çevremizden duyduğumuz onlarca anektodu toparlamış kitapta. Hangi birini örnek olarak yazayım bilemiyorum… O yüzden alıntı yapmıyacağım ama kendi kendime Devamını Oku…

“Püf Noktası” sözü nereden geliyor?

Her işin bir vardır bir püf noktası… Bu ve buna benzer bir çok cümlede kullanırız “püf noktası” sözünü. Peki ne demektir bu püf noktası? İşin içinde “püf” diye birşey var ama acaba nedir? Öyle birşey olmalı ki; “püf” deyince birşeyler daha iyi olsun… Neyse uzatmadan konuya geleyim. Bir kitaptan okuduğuma göre; bir seramik ustasının çırağı onun rızasını almadan kendi atölyesini Devamını Oku…

Film: Zafere Kaçış (Victory) – 1981

Atlanmış köşetaşı filmlerinden birisi “Victory”. Filmin fon müzikleri ve o dönemi yansıtan askeri marş ezgileri çok hoşuma gitti. Bir taraftan güzel bir futbol kurgusu izlerken duygulanmamak elde değil. Biraz tarihi konulardan dem vurarak biraz futbolu konuşturarak çok güzel bir film ortaya çıkmış. Bu filmi 20 sene önce izlemekle şimdi izlemek arasında mutlaka fark vardır. Stallone’nin zor duruma düşüp yalpalaması triplerini Devamını Oku…

Film: Türev – Ulaş İnaç

Dün gece izledim Türev’i. Çoktandır izlemek istiyordum. Amatör kameralar eşliğiyle başlayan film daha da ilginçleşen konusuyla beni sardı doğrusu. Filmin ortasına doğru filmin çok başarılı bir festival yapımı olabileceğine karar verdim. Bana İFF’de izlediğim filmlerin keyfini verdi. Burcu, Nazım ve Süreyya arasında geçen ilginç bir arkadaşlık ve ilişkiler dizisi anlatılıyor. — bundan sonra film detayları var! — Süreyya, evlenmeyi düşündüğü Devamını Oku…

Kadınlar günü ve “En İyi Yönetmen” oskarı

İlginç bir tesadüftür bugün “Dünya Çalışan Kadınlar Günü” ve bugün (bizim takvimimizler) 2010 yılı oskarları dağıtıldı ve en iyi film oskarını “Kathryn Bigelow” kazandı (Ölümcül Tuzak / The Hurt Locker filmiyle). İki mevzunun çakışması manidar olmuş. Ayrıca ilk defa bir bayan yönetmen oskar almış. “Avatar neden almadı” diye soran varsa eğer; o kadar animasyon içinde “oyunculuk” yeteneği nasıl ortaya çıkabilir Devamını Oku…

Su İçmeyi Unutmayın

Eğer su içmeyi unutuyorsanız HayatSu‘nun programı tam size göre.  Şu linkten bilgi alıp indirebilirsiniz. Su içmek çok önemli biliyorsunuz. Günde en az 2 litre suyu saf olarak içmek lazım. Bunun yanında yemeklerden ve diğer içeceklerden aldıklarımızla birlite ihtiyaç karşılanıyor. Neyse HayatSu’nun bu uygulamasını da tebrik etmek lazım güzel düşünmüşler.

Afyonu Patlamak

Radyoda duydum “afyonu patlamak” deyiminin çok ilginç bir hikayesi var. Osmanlı zamanında oruç tutan uyuşturucu bağımlıları her ikisini de yürütebilmek için bir yol bulmuşlar.  Üç ayrı kalınlıkta bağırsağa uyuşturucu sarıp sahur vaktinde yutuyorlarmış. En ince olan sabah, diğeri öğle ve en kalın olan da iftar vaktine doğru patlayınca kendilerine geliyorlarmış. O sebeple sabah afynu patlamadan kendine gelemiyorlarmış 🙂 çok komik.