İstanbul‘da yaşayanlar bilirler “nargile” denince akla ilk gelen mekan “Tophane” dir kuşkusuz. En az bir kere gitmişliğiniz vardır mutlaka. Ben sigara yasağından önce gitmiştim ve ortamın keyfini tatma imkanı bulmuştum bir kere. İlk kez gördüğümden ortam oldukça değişik ve renkli gelmişti bana. Daha sonra çeşitli mekanlarda gördükçe daha doğal gelmeye başladı. Kafelerin önünden geçerken her mekandan farklı kokular geliyor çok keyifli. Eğer İstanbul dışından gezmeye gelecekseniz mutlaka burayı görün. İstanbul’un göbeğinde sayılır gelip gitmesi de kolaydır.
Peki nargilenin tarihi nedir? Bu kültür nereden gelmektedir. Nargilenin doğuşu tütünün kullanılmaya başlamasından da önceye gider. İlk olarak Hindistan‘da ortaya çıkmıştır. Hindistan cevizinin dış kısmından elde ettikleri tütünü andıran tabakayı ceviz kabuğu içine koyarak bir kamışla dumanını içerlermiş. Özü aynı kalmakla birlikte günümüze biraz daha farklı bir şekilde gelmiştir. Hindistan’daki ilk kullanımların ardından “tütün"ün kullanılmaya başlamasıyla artık tütünle birlikte içilmeye başlandı.
Nargil, 4 ana parçadan oluşur:
- Ser: nargilenin ana gövdesidir.
- Lüle: üzerine közün konduğu ve tütünün yandığı delikli parçadır.
- Marpuç: şişede olgunlaşan dumanı ağzımıza ulaştıran parçadır. Hatta "Nargilemin marpucu da gümüştendir gümüştendir" diye bir şarkımızda da geçer.
- Şişe: nargile keyfinin tamamlacısı olan "fokurdatma" olayının gerçekleştiği ve dumanın toplandığı bölümün adıdır.
Peki “gidecek vaktim yok evde bu keyfi yaşamak mümkün müdür?” diye soracak olursanız nargileyi tüm parçalarıyla birlikte internetten satın alabilirsiniz. Düşünüldüğü kadar da pahalı değil. Türkiye’deki arkadaşların arayıp bulması zaten kolay. Yurt dışındaki meraklılar www.shishatobacco.eu