SoundBar Alırken Nelere Dikkat Etmeli?

Öncelikle SoundBar Nedir? Genel Özellikleri Nelerdir? konusuna göz atmanızı öneririm. İhtiyacınıza ve bütçenize en uygun ürünü seçebilmeniz için gerekli kriterleri aşağıda açıkladım. Soundbar alırken bu kriterlere bakarak daha iyi bir tercih yapabilirsiniz. Montaj Şekli SoundBar'ları TV sehpasına yerleştirebileceğiniz gibi, duvara da monte edebilirsiniz. Fakat her soundBar duvara monte olmayabilir. Duvara monte edecekseniz bu özelliğin olduğuna dikkat edin. ...

31 Aralık 2016 · 3 dk · Burçin Yazıcı

SoundBar Nedir? Genel Özellikleri Nelerdir?

Son zamanlarda teknolojik cihazlara yeni bir segment daha eklendi: soundBar. Henüz türkçe bir karşlığını bulamadığım için böyle kullanıyorum. İlk akla gelen “soundBar nedir?", soundBar almalı mıyım?”, “hangi ihtiyacı karşılar?”, “kimler için uygundur?” gibi soruların cevaplarına göz atalım. SoundBar Nedir? SoundBar; ince uzun silindirik biçimli, dahili hoparlörleri bulunan, tek parçadan oluşan bir harici hoparlör çözümüdür. Özellikle TV altına yerleştirilmeye uygun, harici subwoofer ile birlikte çalışabilen ve genellikle kablosuz teknolojilerle ses kaynağını alabilen yeni nesil cihazlardır. 2002 yılında Pioneer tarafından ilk defa 5.1 ses çıkışı veren tek barça "soundBar" ortaya çıktı. Sonra diğer dev ses teknoloji şirketleri de kendi ürünlerini geliştirdiler. Özellikle "LG", "Samsung", "Pioneer", "Philips", "Sonos", "Sony", "Bose", "Yamaha" markaların ürünlerini görmeniz mümkün. SoundBar Nasıl Ortaya Çıktı? Gelişen teknolojiler yeni inovatif ürünlerin ortaya çıkmasına katkı sağlıyor. Kablosuz iletişim, küçük hoparlörlerle kaliteli ses elde edilebilmesi, internetten yasal ses dağıtımının artması gibi gelişmeler "soundBar" kavramını ortaya çıkardı. Giderek incelen TV'lerin içine etkin bir hoparlör yerleştirmek zor hale geldi. Geleneksel ses sistemleri de kablo karmaşasına yol açtığı gibi oldukça para harcamanıza da neden oluyor. İşte bütün bu dezavantajları silebilecek bir çözüm olarak "soundBar" ses sistemleri piyasada satılmaktadır. SoundBar Fiyat Aralığı Nedir? SoundBar'lar ev sinema sistemlerine oranla daha ucuz çözümlerdir. Piyasada 500 TL - 1500 TL arasında değişen fiyatlarda satılmaktadır. Ağırlıklı olarak fiyatlar 700 TL civarlarında geziniyor. Bunu tam etkili bir 5.1 sistemin yerine düşünmememiz gerektiğini de tekrar vurgulamak isterim. SoundBar Almalı Mıyım? Eğer yeni bir TV satın aldıysanız ve sesi biraz daha iyi duymak istiyorsanız tercih edebilirsiniz. Fakat "ses kalitesi benim için çok önemli" diyorsanız daha detaylı ses sistemlerine bakmanız akıllıca olur. "fiyatı uygun olsun", "kablo karışıklığı ile uğraşmayayım" diyorsanız soundBar size uygun olabilir. Son Söz Teknoloji sürekli gelişiyor. Alışverişten önce yeterince araştırma yapmanızı öneririm. Bu yazımın ardından "SundBar alırken nelere dikkat etmeli?" başlıklı bir yazı daha yayınlayacağım. Zira seçim yaparken dikkat edilecek detayları paylaşacağım. Alışverişten önce bunları okumanızı tavsiye ederim.

30 Aralık 2016 · 2 dk · Burçin Yazıcı

Açlık Oyunları Nihayet Sona Erdi

Açlık Oyunları Alaycı Kuş - Bölüm İki Serinin herhangi bir kitabını okumadım. Sadece daha önceki film serilerini izledim. Çok da performans göremedim ama konusu ilgimi çektiği için tüm filmleri izledim. Sonuncu filmi de sinemada izleyeyim dedim. Önceki filmler genel olarak yavaş başlayıp hızlı biten filmlerdi. Düzene aykırı olma, birşeyler değiştirme başkaldırısı ve sınıf ayrımını ele alan konusu oldukça başarılı. Eminim kitapları çok daha başarılıdır. Fakat filmler için aynı şeyi söyleyemem. Aşağıdaki yorumlar ispiyon içeriyor… ...

25 Kasım 2015 · 2 dk · Burçin Yazıcı

Apple TV 4ncü Nesil İle Gelen Yenilikler

Öncelikle Apple TV hakkında kısa bilgi verip sonra da en son çıkan 4ncü nesil Apple TV‘den bahsetmek istiyorum. Apple TV Nedir? Apple TV, Steve Jobs'un 2008'te duyurduğu bir Apple ürünüdür. Küçük siyah bir kutu görünümündedir. Bu kutuyu televizyona bağlayıp ses ve görüntüyü aktarıyorsunuz. İlk başta iTunes üzerindeki filmleri seyredilmek için ortaya çıkan bir araç olarak tanıttı. Fakat Apple TV bundan daha fazlasını yapıyor. Apple cihazlarından Apple TV'ye görüntü ve ses aktarmanızı sağlıyor. Örneğin iPhone üzerinde oynattığınız bir videoyu TV'ye kolayca aktarabiliyorsunuz. Burada önemli olan şey; sadece "AirPlay" özelliği olan cihazlar ile konuşuyor olması. Bu da klasik Apple yaklaşımı. ...

21 Kasım 2015 · 2 dk · Burçin Yazıcı

The Walking Dead - 2nci Sezonun Ardından

Geçtiğimiz pazar itibariyle “The Walking Dead” 2nci sezonun 13ncü bölümü “Beside the Dying Fire” ile sezon finali yaptı. İlk sezondaki 6 bölümü de düşünürsek dizi güzel bir tırmanışla final yaptı diyebilirim. The Walking Dead‘in en sevdiğim tarafı yavaş geçen bölümlerle bizi fantastik dünyadan uzaklaştırıp normal bir hayata yaklaştırdıktan sonra bir anda tokmağı indirmesi… Sophina’nın ölümünden sonraki bölümlerde de aynı şey oldu ve son iki bölümle dizi çoştu. ...

20 Mart 2012 · 2 dk · Burçin Yazıcı

Limitless / Limit Yok (2011)

Yönetmen Neil Burger, başroller Bradley Cooper(Eddie Morra), Robert De Niro(Carl Van Loon), Abbie Cornish(Lindy). 2011 yapımı her türden beslenen bir film. Eddie kardeşimiz kalemi kurumuş ezik bir yazardır. Sevgilisinden tekme yedikten sonra tesadüf ki ex-kayınbiraderine rastlar ve bağımlı olacağı süpersonik hap ile tanışır. Öyleki bu hap tüm algıları tavan yapan birşeydir. Derken ex-bilader bir gün öldürülür ve bizim oğlan kafayı çalıştırıp hapları zuladan bulur ve çalar. Algılar tavan yapmışken bizim Eddie de yapar, borsadan girer, japoncadan çıkar… Terk eden kız arkadaş da “para” deyince anında geri gelir hemen:) ...

26 Aralık 2011 · 1 dk · Burçin Yazıcı

Siyah Kuğu - Black Swan (2010)

Darren Aronofsky‘nin yönettiği ve Natalie Portman‘ın “En İyi kadın Oyuncu” oskarını kazandığı güzel bir drama filmi. Diğer oyuncular; Vincent Cassel, Barbara Hershey, Winona Ryder, Mila Kunis, Sebastian Stan, Ksenia Solo ve Toby Hemingway. Ben Natali Portman’ı yakından takip ediyorum. O bakımdan filmi izlemeden geçemezdim :) Konusu şöyle; Annesi de emekli bir balerin olan Nina da “Siyah Kuğu” rolünü kazanmak için büyük hırs içindedir. Fakat bu rolü kapmak kolay değildir. ...

14 Nisan 2011 · 1 dk · Burçin Yazıcı

Breakfast at Tiffany's

Breakfast at Tiffany's Yönetmen: Blake Edwards Oyuncular: Audrey Hepburn (Holly Golightly), George Peppard (Paul Varjak) Sene: 1961 Türçe Adı: Çılgınlar Kraliçesi Bir haftasonu kahvaltısından sonra izlenebilecek çok güzel bir pazar filmi Breakfast At Tiffany’s. Zaten adında da “kahvaltı” geçiyor :) Filmi izlemeden önce hep “Tiffany’s adında bir kafede geçen bir sohbet” gibisinden bir beklenti vardı aklımda. Filmin adından sanıyorum. Fakat izleyince kahvaltı olayının başka şekilde ortaya çıktığını görüyoruz. Hüzünlü bir romantık komedi diyebiliriz bu film için. Audrey Hepburn‘nün sade güzelliği kadar George Peppard‘ın yakışıklılığı da göz alıcıdır filmde. ...

27 Mart 2011 · 2 dk · Burçin Yazıcı

Battlestar Galactica - Mini Seri (Birinci Bölüm)

Film şu özetle başlar: “12 kolonide yaşayan insanlar kendilerine yardım etmesi için saylonları yarattılar. Günü geldi ve saylonlar efendilerini yok etmek için savaşmaya başladılar. Sonra bir ateşkes imzalandılar ve saylonlar yeni bir dünya aramak için gittiler. Uzak bir istasyon yapıldı. Saylonlar ve insanlar arasındaki görüşmeler burada yapılırdı. Saylonlar 40 senedir kimseyi göndermemişlerdi…” 40 yıl sonra görüşmeye gelen saylonla birlikte bahsedilen buluşma üssü patlar ve yok olur. Hiçbirşey barış zamanı gibi olmayacak gibidir artık. ...

2 Şubat 2011 · 3 dk · Burçin Yazıcı

Battlestar Galactica (Savaşyıldızı Galactica)

İlk İzlenimler "Battlestar Galactica" yani kısaca "BSG" ve türkçesi "Savaşyıldızı Galactica" dır. Dizinin orjinali 1978-79 yıllarında çekilmiştir. Dizi "David Eick" ve "Ronald D. Moore" tarafından tekrardan çekilmiş ve 2005 - 2009 yılları arasında yayınlanmıştır. Ben geç de olsa diziyi en baştan itibaren izlemeye başladım ve izlenimlerimi, yorumlarımı okurlarımla paylaşmaya kararlıyım. İzlediğim her bölümü sizinle paylaşacağım. Henüz finali görmemiş olmakla birlikte şu ana kadar dizinin sosyal ve felsefik derinliğe sahip olduğunu söyleyebilirim. Özünde eşsiz bir askeri bilim-kurgu dizisiyle karşı karşıyayız. Bu yazıyı bir "başlangıç" olarak görüyorum ve dizi bitince "bitiş" yazısını da yazmayı hedefliyorum. Göze Çarpanlar Dizinin bazı bölümlerinde abartılarak parlatılmış sahneler var. Genellikle bir zihin aktivitesi veya düşsel bir anlam katmak için beyazların biraz parlatıldığını düşünün. İşte bu tür sahneler diziyi her an besliyor ve izleyene ayrı bir keyif veriyor. Her bir bölümün başlangıcı, içeriği ve bitişi de harika tasarlanmış. Alışılmış olduğu üzere "previously" kısmı mevcut ve bu kısa bir hatırlatmanın ardından giriş jeneriğine kadar 3-5 dakika kadar bir giriş yer alıyor. Bunu takip eden giriş jeneriğinin ardından yaklaşık 3 saniye kadar tüm bölümden seçilmiş karelerin hızlıca sarılmasından oluşan bir sahne görüyoruz. Bu sahneler o bölüm hakkında ispiyon oluyor haliyle. Dizinin kalan yaklaşık 35 dakikasını izledikten sonra da dizinin sonunu gösteren bir "gong" sesiyle de bölümü bitiriyoruz. Bu gong sesi beni hep o bölümü irdelemeye itiyor. Harika! Halkın kendine özgü inanışları, dini ve dili var. Halk Kobol Tanrısı'na inanıyor ve ona dua edip ona yalvarıyor. Örneğin Başkan Rozlin'in "tanrı aşkına" anlamında sarfettiği cümle: "oh my gods". Tanrı kavramını hep çoğul kullanılıyor. Bizim "fu.k" diye tahmin ettiğimiz kelimeyi ise "frack" diye telaffuz ediyorkar: "what the frack, frack you, frack!"... Dizide kullanılan müzikler de olağanüstü! Gerek giriş müziği olsun gerekse dizinin içinde geçen fon müzikleri olsun gerçekten harika. Araştırdığımda "Bear McGreagory" ismini ön planda görüyorum. Harcanan emek ve ortaya çıkan eserler kesinlikle mükemmel. Dr. Baltar ve 6 numaranın bilinçaltı dialoglarında sahneye eşlik eden ritmin güzelliğinden tutun da; 3üncü sezonun başında yine Dr. Baltar'ın kendisiyle kaldığı sahnelerde ona eşlik eden mistik müziklere... Savaş sahnelerindeki gerilimlere... ve duygusal sahnelerdeki ruhani ezgilere kadar hepsine 10 üzerinden 10! Göze çarpan önemli bir öğe de "teknoloji karşıtlığı". Galactica'nın varolma nedeni olan ağırlıklı "analog teknoloji" serinin her bölümünde karşımıza çıkıyor. Bugün yaşadığımız teknolojik gelişmelerin ileride nelere yol açabileceği bu kadar isabetli ve güzel kurgulanabilir. Örneğin telefonlar analog, "ağ" kurmak kesinlikle yasak vs. vs... Çekim tekniklerinden de bahsetmek istiyorum. Usta olmamakla birlikte uzay sahnelerindeki çekimlerin çok güzel olduğunu düşüyorum. Normalde bir uzay gemisi görürsünüz ve gemi sabit bir kamera olan bize doğru gelir veya bizden uzaklaşır. BSG'de öyle mi? hayır. Kamera uzayda her an hareket ediyor. Ani yakınlaştırma ve uzaklaştırmalarla hareketlilik katılıyor. Başka bir örnek ise uzayda meydana gelen patlamalar... Kameranın önünde gerçekleşen patlama kamerayı sarsıyor ve bunu yanımızdaymış gibi hissediyoruz. Bu harika bir duygu! Son olarak konunun işlenişindeki felsefik derinliğe değinmek istiyorum. Önceden çekilmiş "eski" bir diziyi yeniden çekecek olsanız ne kadar iyi olabilirsiniz? Sizi bilmem ama olabilecek en iyi yaklaşım olsa olsa böyle olurdu diyorum. Dizinin orjinalini çok iyi hatırlamıyorum zira ufaktım o zamanlar ama bu seriyi bitirdikten sonra onu da izlemeyi düşünüyorum. Dizideki konunun derinliği oradan mı geliyor yoksa yeniden yazan senaristlerin ve yönetmenin gücü mü onu henüz bilmiyorum ama bu yeni dizide inanılmaz bir derinlik olduğunu söyleyebilirim. İzlememiş olanlara yönelik bir yazı olmasını istediğimden ispiyon vermekten kaçınıyorum. Fakat şu detayları vermem gerekiyor. Hayatta kalmış olan az sayıda insan arasında olanlar 5 milyarlık dünyada olanlarla çok güzel örtüşüyor. Demokrasi, askeri yönetim, baskılar, darbe, iş birliği, karaborsa, aşklar, direniş, asiler, devrim, isyan... Bunların yanında çeşitli mitolojilerden de esinlenildiğini görüyoruz. Eğer bu mitolojik konuları önceden biliyorsanız o zaman hikaye daha da anlam kazanıyor. Son Söz Bu yazının son sözü ama BSG hakkındaki ilk sözüm. Bundan sonra da diziyi tanıtmaya devam edip hemen ardından birer birer dizinin tüm bölümlerini yorumlayacağım. - so say we all!

30 Ocak 2011 · 3 dk · Burçin Yazıcı

CNBCE 2009 yeni yayın dönemi başladı

Güzel dizileriyle ve seçme filmleriyle tanıdığımız ücretsiz TV kanalı cNBCE’de yeni sezon başladı. Dr. Who ve Merlin dizilerini takip etmeyi düşüüyorum . Bence size de http://www.cnbce.com/ adresine girin ve boş vakitlerinizi de göz önüne alarak kışlık planınızı yapın derim

7 Eylül 2009 · 1 dk · Burçin Yazıcı

Jericho başladı

Kimileri için yeni sayılmasa da benim gibi dizileri ve filmleri TV kanallarından takip eden izleyiciler için yeni bir dizi “Jericho”. Dünyada 1nci sezonu gösterilmiş durumda ve öyle bir hayran kitlesi oluşmuş ki; diziyi sonlandıran CBS yapımcıları 2008‘de ikinci sezonu çekmeye mecbur kalmışlar. ...

30 Eylül 2007 · 1 dk · Burçin Yazıcı